October 2012

ABD’de Başkanlık seçimi vesilesiyle gündeme gelen konulardan biri insansız savaş uçakları üzerine inşa edilen terörle mücadele stratejisi. Gerçi Başkan Obama ve Cumhuriyetçi rakibi Romney’nin dış politika ağırlıklı son TV düellosunda çerçeve dar kaldı: Fikri sorulunca, Romney uygulamayı desteklediğini söylemekle yetindi; sunucu da hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunda süregiden tartışmalara girmedi.

Oysa daha o sabah MSNBC televizyonunda sunucu Joe Scarborough ile konuğu Time dergisi köşe yazarı Joe Klein arasında şöyle bir diyalog yaşanmıştı:

J.S: Kaliforniya’dan joystick’le yapınca çok temiz bir iş gibi görünüyor. Ama politikamız risk almak pahasına teröristleri saklandıkları yerden çıkarmak (ve yargılamak) yerine, çevresindeki herkesle birlikte havaya uçurmak olduğu için, 4  yaşındaki bir kız çocuğu da paramparça olabiliyor.

J.K: Kötü yöneticiler kullanırsa istismara açık bir yöntem olduğu doğru ama nihayetinde meselenin özü şu: Öldürülen dört yaşındaki çocuk kiminki olacak? Bu yöntemle buradaki çocukların terör eylemlerinde ölme ihtimalini azaltıyoruz.

Fotoğraf*: Osman Sağırlı, Atme mülteci kampı, Suriye, Aralık 2014)

“Sorumsuz baba”

Amerika’nın insansız savaş uçakları geçen yıl Yemen’de Amerikan vatandaşı bir çocuğu,Abdurrahman El-Ewlaki’yi de öldürmüştü. 16 yaşındaki Abdurrahman, kendisinden iki hafta önce yine insansız  uçaktan atılan bombanın öldürdüğü, El Kaide’nin önde gelen isimlerinden olduğu iddia edilen Enver El-Ewlaki’nin oğluydu. Obama’nın kampanya danışmanlarından Robert Gibbs’in “babası daha sorumlu biri olsaydı başına bu gelmezdi” mealindeki sözleri tartışma yarattı. Aynı gün Washington Post’ta ise Beyaz Saray’ın yargısız infaz onayı verdiği “öldürülecek teröristler listesi”nin uzadıkça uzamakta olduğuna dair bir haber yayınladı. Listenin uzaması sivil ölümlerini de arttırmayacak mı?

Bu konuda gerçeği bilmek zor. Zira bu saldırılar silahlı çatışmalarda ulusal ve uluslararası hukuka uymakla yükümlü Amerikan ordusu tarafından değil, operasyonları şeffaf olmayan Merkezî İstihbarat Teşkilatı CIA tarafından düzenleniyor. Program mevcut sivil ve askerî denetim mekanizmaları dışında, tümüyle Başkan’ın insiyatifinde örtük yürütülüyor. Hedef nasıl seçiliyor, nasıl bir süreç sonunda infaz ediliyor, hangi aşamasından kim sorumlu, kaç kişi ölüyor, açıklanmıyor.

Sivil terörist

Konuya ilişkin en kapsamlı haber Mayıs’ta New York Times‘da yayınlandı. O günlerde Cumhuriyetçi rakipleri, Obama’nın “Usame Bin Ladin’i öldüren Başkan” imajını sarsmaya dönük kampanyalara ağırlık vermişti. Beyaz Saray yetkilileri de savunma niyetiyle New York Times muhabirine program konusunda bir miktar bilgi vermekte sakınca görmemiş olmalı: Öldürülecek kişilerin, haftalık toplantılarda haklarındaki kapsamlı istihbarat bilgileri uzun uzun tartışıldıktan sonra, titizlikle seçildiğini bu vesileyle öğrendik. Aynı yazıda ölen sivillerin sayısını düşük göstermek için sivil tanımının daraltıldığı da ortaya çıktı. Buna göre, Obama yönetimi ölüler arasındaki 18 yaş üstü erkeklerin tamamını “militan/terörist” olarak kayda geçiriyor.

Tabii Beyaz Saray’ın terörle mücadelede sivil kayıpları önlemeye çalışmadığını söylemek haksızlık olur. O zaman soru belkide şöyle soruluyor: “Bir teröristi etkisiz hale getirmek için kaç sivilin ölümü tolere edilebilir?” Yanıt, kullanılacak yönteme ve seçilmiş hedefin önemine göre değişebiliyor. İnsansız savaş uçakları kullanıldığında, CIA’ye nasıl bir sınırlama getirildiğini bilmiyoruz. Ama 2003 yılında, Irak savaşı sırasında Pentagon için belirlenmiş sınır bir fikir verebilir.

Makul denge

O dönemde Amerikan Savunma Bakanlığı’nda hava saldırıları için hedef belirleyen ekibinin başkanı olan istihbarat uzmanı Marc Garlasco, bu bilgiyi, 2008 yılında Amerikan CBS televizyonunun “60 dakika” programında açıklamıştı. Ordunun amacı, Baas rejiminin önde gelenlerini “insanlı savaş uçakları” ile en kısa sürede etkisiz hale getirip, Bağdat’a mümkün olduğunca az direniş-az kayıpla girmekti. Garlasco ve ekibi için planlamanın en zorlu aşaması ise belirlenen hedefin askerî değeri ile bombardıman sırasında  ölebilecek sivillerin sayısı arasında “makul” dengeyi tutturmaktı. Garlasco makul olan rakamı 29  olarak açıkladı:

“Hedef başına 29 sivile kadar öldürmek serbestti ama zayiat hesabının sonucu 30’u aşarsa, vurmak için mutlaka ya Savunma Bakanı Rumsfeld’den ya da doğrudan Başkan Bush’tan imza almak gerekiyordu.”

İnsansız uçaklarla yapılacak her bir operasyon için bizzat Başkan’ın onayı gerekiyor. Obama’nın rakamlar konusunda selefi Bush kadar geniş davranmadığını umuyoruz. “Kötü yöneticilerin istismarı” parantezine bakılırsa, Time dergisinden Joe Klein da varsayımımızı paylaşıyor. Ama Klein’dan farklı olarak, kendi çocuklarımız ölmesin diye başkalarının çocuklarının öldürülmesini kabul etmiyorsak, varsayımdan fazlasına ihtiyacımız var.

(28 Ekim 2012, Yeni Şafak)

*Fotoğrafta görülen kızçocuğunun adı Hudae. 4 yaşında. Osman Sağırlı’nın kamerasını silah sandığı için korkuyla ellerini havaya kaldırmış: “Tele lens kullanıyordum. Silah sandı. Fotoğrafı çektikten sonra korktuğunu fark ettim. Çektiğim fotoğrafa baktım, dudaklarını ısırmıştı ve ellerini kaldırmıştı. Normalde çocuklar fotoğraf makinesi görünce kaçar, yüzünü kapatır ya da gülümserler”. (BBC)

Read more