December 2012

Karavan büyüklüğünde, soğutucuların çalıştığı serin bir odada iki kişiler. Önlerinde yedişer bilgisayar ekranı, ikişer klavye, birer de joystick var. Çok uzaklara, hiç gitmedikleri yerlere, çok yakından bakıyorlar. Hiç tanımadıkları, asla tanışmayacakları insanları, bir kez olsun göz göze gelmeden, seslerini hiç duymadan gece/gündüz gözetliyor, bazen de öldürüyorlar.

Brandon Bryant, ABD’nin New Mexico eyaletindeki Cannon Hava Üssü’nde, insansız savaş uçaklarının kokpiti sayılan görev yerinde, “kopilot” mesai arkadaşıyla birlikte oturdukları yerden 10 bin kilometre uzakta, Afganistan’da, Mezar-ı Şerif yakınlarındaki bir köyde, sundurmasının altında iki keçi bulunan, tek katlı, düz dam, kerpiç bir evin köşesinden çıkıveren çocuğu, nasıl öldürdüklerini anlatmış Alman Der Spiegel dergisine…

Fotoğraf: © 2015 Reuters, Kabil, Afganistan, 6 Ekim 2015

Vur emrinin ardından, ekranda evin damını işaretlemiş Brandon Bryant. Arkadaşı da joystick’teki tetik tuşuna basmış. Zahiri hedefin gerçekteki karşılığını 16 saniye sonra yok edecek bomba, evin üzerinde uçmakta olan insansız savaş uçağından fırlamış. Onlar da seyre koyulmuşlar. Uçağa monte edilmiş kameraların uydu üzerinden iki ila beş saniye gecikmeyle ekranlarına taşıdığı görüntülere bakıyorlarmış. Çocuk patlamaya üç saniye kala belirmiş ekranda. Oysa yedi saniye kala bile olsa hedefi saptırmak mümkünmüş…

O odadaki iki asker hedefi saptırma kararını kendi başlarına alabilirler miydi, şüpheli. Haberde emir komuta zincirinin işleyişine referans gösterilen 275 sayfalık dokümanda (Joint Publication 3-09.3) böylesi durumlara ilişkin bilgiye rastlamadım. Ama bu kaynak, yerdeki operasyonlara destek amaçlı hava saldırıları için nihai yetkinin tamamen yerdeki komutanlarda olduğunu gösteriyor.

Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’in, uçak ve personelini kullansa da ordudan bağımsız yürüttüğü ve hedef kişilerin benzer hava saldırılarıyla yargısız infazına dönük “örtük” operasyonları içinse, 28 Ekim tarihli Başkalarının çocuklarını öldürmek I başlıklı yazım fikir verebilir.

Brandon Bryant’ın hikayesine dönersek… Altı yılda altı bin uçuş saatine karşılık gelen kokpit mesaisi ardından, geçen yıl, 26 yaşında, travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla ordudan ayrılmış. Gecegörüşüyle izlediğinde, bilgisayar ekranında kızılötesi noktacıklara dönüşen insanlar şimdilerde rüyalarını ele geçirmiş; anlatırsa, vicdanına yük olan hadiselerin peşini bırakacağını umuyor: “Erkekler, kadınlar, çocuklar… Bu kadar çok insan öldüreceğimi hiç düşünmemiştim. İşin aslı hiç kimseyi öldüremem sanıyordum…”

Oysa insansız uçak kullanımının yaygınlaşmasındaki en önemli gerekçe “hayat kurtarmak/korumak”. Nitekim Haziran’da Avustralya’nın bu teknolojiye daha fazla yatırım yapması için yürütülen medya kampanyası çerçevesinde mülakat veren Avustralya Hava Kuvvetleri’nin Afganistan’daki insansız uçak filosu komutanı Jonathan McMullan şöyle diyordu: “Avustralyalıların hayatını bu teknoloji koruyor. Askerlerimize güvenli hareket serbestisi sağlıyor. Bir saldırı halinde de talimat, maliyeti ne olursa olsun yakıtları bitip düşene kadar onları havada tutmaktır”.

Avustralya, Afganistan’da üç yıldır bu uçaklarla hem kendi hem de talep eden Koalisyon birlikleri için gerçek zamanlı istihbarat desteği veriyor. Filonun belkemiği İsrail yapımı kiralık Heronlar. Kiralayansa, Heronları İsrail devletinden leasing usulü tedarik eden bir Kanada şirketi. Üç yılda 10 bin saati bulan Heron uçuşlarının Avustralya’ya operasyonel maliyeti 230 milyon doları bulmuş.

İnsansız savaş uçaklarının öldürme amacıyla kullanımı, çoğu zaman çatışma kurallarını düzenleyen mevcut hukuk kurallarının dışına çıkıyor; bu boyutuyla da son yıllarda daha çok tartışılıyor. Bir diğer tartışma konusu ise, bu uçakların kullanımına istihbarat katkısı veren ülkelerin sivil kayıplardaki sorumluluğu.

Konu, Pakistan’da Amerikan hava saldırısında ölen bir kurban yakınının, operasyona istihbarat sağlayan İngiltere aleyhine dava açmak istemesiyle gündeme geldi. İngiltere’nin istihbarat desteğinin cinayete yardımdan farksız olduğu iddiasıyla, sivil mahkemeden, bu tür istihbarat paylaşımlarını yasadışı ilan etmesi isteniyordu. Ama hâkim, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın, “ABD ile ilişkilere ve ulusal güvenliğe zarar verir” gerekçesini haklı bularak, davayı görmeyi reddetti.

İnsansız uçakların kendileri gibi, kullanımlarına ilişkin hukuki çerçeve de görünmezlik zırhına bürünmüş şimdilik. Brandon Bryant’ınki gibi cesur çıkışlar, perdelenmek istenene dair bilgi edinmeye yarıyor; kurbanlar için adalet arayanları da mücadelelerini sürdürmeleri için yüreklendiriyor.

(30 Aralık 2012, Yeni Şafak)

Read more